Yazıyorum    |    1 comment    |    Ekim 17

Öff! Vergiye bak..

Ülkemizde, şehirler arası ve şehir içi bir sürü yol yapılmış ve yapılmaya devam ediyor. Yol yapımı için oluşturulan bütçe ise vatandaşın vergilerinden oluşuyor. Yollara baktığımızda; duble ve süper. Fakat bu yollarda tadını çıkara çıkara bir sürüş keyfi yapmak için gerekli olan araçları seçerken yüksek vergi oranları vatandaşı kısıtlıyor demek yanlış olmaz sanırım…

Bir firmanın 2010 yılı için tavsiye ettiği otomobil satış fiyatlarının olduğu bir listeden edindiği bu görüntüye baktığımda “Öff! Vergiye bak..” demekten kendimi alamıyorum. Büyüklerimden duyduğum bu durumun zaten hep böyle olduğuydu. Ama bir bakın; fiyat neredeyse iki katı!

Azcık şu vergilerin ucunu bırakın da, yapmış olduğunuz yollarda keyifli ve güvenli bir deneyim yaşayabilmek için iştediğimiz otomobili satın alabilelim…



Etiketler:, , , ,
jusTme    |    1 comment    |    Ağustos 23

Bil bakalım ben nerdeyim…

Yazmayalı uzun bir süre olmuş sanırsam. Kendime göre haklı gerekçelerimde var bence…

Öncelikle ben taşındım. İstanbul’a yakın bir şehre; Bursa’ya.

İstanbul’da otururken, hatta ve hatta İstanbul gibi harika bir şehirde otururken durduk yere Bursa’ya yerleşmedim tabikide…

Bursa’da, çalışmak istediğim sektördeki, hayal ettiğim işi buldum.

Şimdilik sadece telekomünikasyon sektörü olduğunu söylüyorum, sanırım sonra ise çok daha fazlasını paylaşabilirim.



Etiketler:,
Yazıyorum    |    2 comments    |    Haziran 6

Yenilikçiler her zaman kazanır derler…

Eskiden Youtube’de bir video izlerken, içeriğin aslında benim ilgimi çekmediğini farketmemin ardından o sayfayı kapatır yeni sayfayı açardım. Özellikle videolardan oluşan bir sayfada bu durum meydana geldiğinde, bant genişliğini kullanmasında diğer videoyu hızlı ve rahat izleyeyim diye sayfayı yenilemem gerekiyordu. Şimdi ise sağ tıklayıp videoyu indirmeyi durdurabiliyorum, sevdiğim videolara eklemek işin tek tıklama ile YouTube’de açabiliyorum hatta ve hatta hız testi yapabiliyor, embed kodunu bile kopyalayabiliyorum. Bence ufak fakat yararlı özellikler. İnovasyon böyle birşey heralde…



Etiketler:, , ,
Yazıyorum    |    2 comments    |    Haziran 3

Çözüm savaş mı?

Savaşın ne olduğunu bilmeden çözüm olarak gösterilmesi en güncel olarak İsrail’in yardım gemilerine baskın yapmasından sonra ortaya çıktı. Madem türksün göster ürksün, savaş çıksa gönüllü asker olurum, çerezimi ve biramı aldım savaş çıksın diyenler bir taraftan, Türkiye ile İsrail arasında savaş çıksa bunu FriendFeed, Facebook, Twitter veya televizyondan izleyebileceklerini sananlar diğer tarafta… Özellikle, internet herkesin rahatça konuşabildiği bir mecra olduğundan seviyesiz öneriler, mantıksız cümleler havada uçuşuyor.

Savaş, Osman Dede‘nin dediği gibi sadece “Milletlerin maddi ve manevi kuvvetlerinin çarpışması” değildir. Savaş; sırtında kumanya ve su dolu bir çantayla kilometrelerce yol kat etmektir,  karşına çıkan düşmanın insan olduğunu kabul edip onu öldürmeyi göze almaktır, evinde sıcak ve yumuşak yatağında yatarken ertesi gün taşların üzerinde, üzerine bastığın farenin, örümceğin, akrebin içinde uymaktır, gerçek manada şehit olabileceğini sorgulamaktır, 66 gün banyo yapamamaktır! Savaş, artık hayatında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıdır! Bu, savaşın ne boktan birşey olduğunu söyleyen sadece tek, dar bir bakış açısıdır. Beyininizi kullanıp bu bakış açısını genişletiniz, savaş dediğini 5 harfli kelimenin ne demek olduğunu daha iyi anlayınız ve ondan sonra çözüm önerisi yapınız!

Askerliğini yapmamış ve bunu marifet gibi söyleyen, televizyonda bir ülkede çıkan savaş sonrası sefaletin, ölümlerin, parçalanmış hayatların haberini tek parmağıyla değiştirip magazin programı açan, askerlik hayatında, paşa çocuğu gezdirmiş, araba yıkamış, 3 tane G3 mermisi attı diye kendini filmlerdeki gibi bir karakter, Rambo, zanneden zihniyet! size Erdal Kaplanseren‘in bir sözünü aynen iletiyorum; “Salyalar saçarak savaş çığırtkanlığı yapan, savaşları TV şovu sanan öküz insanlara sözüm şu: Ağzını hayıra, götünü bayıra aç.



Etiketler:, , ,
Bilişim, jusTme, Yazıyorum    |    0 comments    |    Mayıs 31

Valve, Half-Life 2′nin tadını damağımızda bıraktı!

Elime levye alıp dolaşmayı sevdiğim, bunuda yapan bir bilimadamı olunca daha çok daha eğlenceli bulduğum oyun Half-Life 2′ nin tadı hakikaten damağımda kaldı. Half-Life 2 Kasım 2004′ te ilk çıktığında oyunu çılgınlar gibi oynamıştım. Senaryosu ve grafik motoruyla beni içine çekmişti adeta… Sonra Haziran 2006′ da Half-Life 2: Episode One çıktı. Aman tanrım, çılgın gibi oynadım ve onuda bitirdim. Veee sonra Ekim 2007′ de serinin şimdilik son oyunu olan Half-Life 2: Episode Two çıktı ve bu oyunda hiç beklemediğim bir şekilde bitti ve bitiş şekliyle “haydi Episode 3′ ü çıksında oynalayım” dedirttirdi. Bekledim bekledim bir ses yok! Bekledim bekledim yine bir ses yok! Dayanamadım Valve Software’ e bir e-posta gönderdim. Hem de mart ayında gönderdim ve halen bir cevap gelmedi. Arkadaş, Türklük damarım tuttu “Aye, you’ll be screwed to the inside of your business!” diyecektim ki sabır dedim kendi kendime. “Portal 2 gelecekmiş, onunla oynarsın” dedim. Hayal kırıklığı içerisinde ve senaryoyu unutmamayı umarak bekliyorum…



Etiketler:, , , ,
Yazıyorum    |    0 comments    |    Mayıs 29

ÖmerFeed

Her paylaşımı tek noktadan yapmak yerine, paylaşımı daha kolaylaştıran ve daha interaktif hale getiren araçları kullanmak beni daha çok memnun ediyor. Bu sebepten dolayı yaptığım paylaşımları sadece blogumdan değil FriendFeed ve Twitter üzerinden de takip edebilirsiniz. Twittlerim blogumun ana sayfasında mevcut, FriendFeed’e ise ÖmerFeed‘ten bakabilirsiniz…



Etiketler:, , , ,
jusTme    |    0 comments    |    Mayıs 29

2010 yılı itibariyle alışveriş hedeflerim

Kendime almak istediğim şeylerin bir listesini oluşturmaya karar verdim. Bakalım ne zaman alabileceğim…

  1. PlayStation 3
  2. 46″ Full HD Plazma Televizyon
  3. Audi A3 Sportback Mitsubishi Lancer Evolution X (09.09.2010)
  4. iPhone 3GS (evet daha alamadım)
  5. Panerai Luminor Chrono
  6. Çok dağlık bir mevkide ve denize çok yakın olmayan bir müstakil ev.

Bence bunlar büyük hedefler. Küçükleri zaman içerisinde alabiliyoruz çok şükür.

Bu liste güncellenebilir…

Inspried from Sabri.



Etiketler:, ,
Bilişim    |    3 comments    |    Nisan 25

Google’dan sanal klavye

Her gün Google kullanıcılarına güzel, özel, kullanışlı araçlar sunmaya devam ediyor. Bu araç tam istediğim birşeydi. Arama çubuğunun yarına bir klavye simgesi belki hemen gözünüze çarpmayabilir. Tıkladığınızda bir klavye açılıyor. Arayacağınız kelimelerin harflerini bu sanal klavye ile farenizi kullanarak yazabilirsiniz. Vatana millete hayırlı olsun…



Etiketler:, , , ,
jusTme    |    2 comments    |    Nisan 25

Temamı değiştirdim.

Şu sıralar Adapazarı’nda olduğumdan ve buradaki “diğer” işlerimi halletmeye çalıştığımdan ne bloguma yazı yazabiliyorum ne de atıl olan elektronik donanımlarımı değerlendirebiliyorum (ana sebebi sipariş ettiğim parçaların gelmemiş olması, buna daha sonra değineceğim). Uzun zamandır blogumda kullandığım temamdan da memnun değildim açıkçası… Aradım taradım; hem internet sitemle hemde blogumla uyumlu bir tema bulabildim. Çokta hoşuma gitti doğrusu… Fakat halen temanın kodlarında yapmam gereken değişiklikler var. Sanırım onlarıda tamamlayınca artık uzun bir süre bu temayı kullanacağım.



Etiketler:, ,
Bilişim, teachUS, Yazıyorum    |    2 comments    |    Nisan 12

1 usb porta 1′den fazla taşınabilir disk?

Bu soruyu ilk olarak kendime sorduğum zaman yeni aldığım Seagate FreeAgent Go 320GB taşınabilir diskimle ilgili sorunlar yaşıyordum. Bilgisayar kasasının ön panelinde bulunan USB portuna cihazı bağladığımda cihazdan cıklama sesleri geliyor, işletim sistemi uyarı veriyor (Delayed write failure) ve çalışmıyordu. Fakat cihazı dizüstü bilgisayarıma bağladığımda böyle bir sorun yaşamıyordum. Sorunun işletim sisteminden kaynaklandığını düşünmeye başlamıştım. Masaüstü bilgisayarda Windows XP, dizüstünde ise Windows Vista yüklüydü. Bir sürü döküman okumam ve farklı farklı kombinasyonlar denemem sonucunda sorunun USB portunun elektirik beslemesiyle ilgili olduğunu anladım. Cihazı masaüstü bilgisayarımın arka panelindeki anakart çıkışlı USB portuna bağladığımda sorun ortadan kalktı.

Bir USB portu azami 5V 0.5A verebiliyor. Bu sebepten ötürü 2 tane ve daha fazla taşınabilir diski tek bir porta takınca hiçbir sonuç alınamıyor. Bir USB çoklayıcı yardımıyla çalışmadığını deneyimleyebilirsiniz. Ben denedim ve USB portum yanmadı veya arızalanmadı, sizde birşey olmaz diye denemenize gerek yok ;).

Peki zaman içinde sayısı artan taşınabilir diskleri bilgisayara fazla port işgal etmeden nasıl bağlayabiliriz? Geçenlerde bir ürün dikkatimi çekti ve satın aldım. İşte sorumuzun cevabı: 10-Port USB 2.0 Hub with External Power Source (100~240V AC Adapter).

Ürünü DealExtreme.com adresinden sipariş ettim ve takriben 20 gün sonra elime ulaştı. Güzel bir site, ürünler ucuz ve ücretsiz kargo hizmeti var. Fakat kargo ücretsiz olunca süre biraz uzuyor. Bu ürünün güzelliği şurada; 10 tane USB 2.0 portu var ve her port harici bir güç kaynağıyla besleniyor. Bu özellik sayesinde bilgisayarınız 1 portunu işgal ederek 10 tane taşınabilir disk bağlayabilirsiniz.  Ürün şu anda sorunsuz çalışıyor ve dizüstü bilgisayarımın mevcut 3 portundan sadece 1ini işgal ediyor. Ürünü almayı palanlayan arkadaşlara birde tavsiyem var: ürünü pirize takabilmek için bir adet dönüştürücü alınız.



Etiketler:, , , , , , , , ,