Yazıyorum    |    1 comment    |    Ekim 17

Öff! Vergiye bak..

Ülkemizde, şehirler arası ve şehir içi bir sürü yol yapılmış ve yapılmaya devam ediyor. Yol yapımı için oluşturulan bütçe ise vatandaşın vergilerinden oluşuyor. Yollara baktığımızda; duble ve süper. Fakat bu yollarda tadını çıkara çıkara bir sürüş keyfi yapmak için gerekli olan araçları seçerken yüksek vergi oranları vatandaşı kısıtlıyor demek yanlış olmaz sanırım…

Bir firmanın 2010 yılı için tavsiye ettiği otomobil satış fiyatlarının olduğu bir listeden edindiği bu görüntüye baktığımda “Öff! Vergiye bak..” demekten kendimi alamıyorum. Büyüklerimden duyduğum bu durumun zaten hep böyle olduğuydu. Ama bir bakın; fiyat neredeyse iki katı!

Azcık şu vergilerin ucunu bırakın da, yapmış olduğunuz yollarda keyifli ve güvenli bir deneyim yaşayabilmek için iştediğimiz otomobili satın alabilelim…



Etiketler:, , , ,
Yazıyorum    |    2 comments    |    Haziran 6

Yenilikçiler her zaman kazanır derler…

Eskiden Youtube’de bir video izlerken, içeriğin aslında benim ilgimi çekmediğini farketmemin ardından o sayfayı kapatır yeni sayfayı açardım. Özellikle videolardan oluşan bir sayfada bu durum meydana geldiğinde, bant genişliğini kullanmasında diğer videoyu hızlı ve rahat izleyeyim diye sayfayı yenilemem gerekiyordu. Şimdi ise sağ tıklayıp videoyu indirmeyi durdurabiliyorum, sevdiğim videolara eklemek işin tek tıklama ile YouTube’de açabiliyorum hatta ve hatta hız testi yapabiliyor, embed kodunu bile kopyalayabiliyorum. Bence ufak fakat yararlı özellikler. İnovasyon böyle birşey heralde…



Etiketler:, , ,
Yazıyorum    |    2 comments    |    Haziran 3

Çözüm savaş mı?

Savaşın ne olduğunu bilmeden çözüm olarak gösterilmesi en güncel olarak İsrail’in yardım gemilerine baskın yapmasından sonra ortaya çıktı. Madem türksün göster ürksün, savaş çıksa gönüllü asker olurum, çerezimi ve biramı aldım savaş çıksın diyenler bir taraftan, Türkiye ile İsrail arasında savaş çıksa bunu FriendFeed, Facebook, Twitter veya televizyondan izleyebileceklerini sananlar diğer tarafta… Özellikle, internet herkesin rahatça konuşabildiği bir mecra olduğundan seviyesiz öneriler, mantıksız cümleler havada uçuşuyor.

Savaş, Osman Dede‘nin dediği gibi sadece “Milletlerin maddi ve manevi kuvvetlerinin çarpışması” değildir. Savaş; sırtında kumanya ve su dolu bir çantayla kilometrelerce yol kat etmektir,  karşına çıkan düşmanın insan olduğunu kabul edip onu öldürmeyi göze almaktır, evinde sıcak ve yumuşak yatağında yatarken ertesi gün taşların üzerinde, üzerine bastığın farenin, örümceğin, akrebin içinde uymaktır, gerçek manada şehit olabileceğini sorgulamaktır, 66 gün banyo yapamamaktır! Savaş, artık hayatında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıdır! Bu, savaşın ne boktan birşey olduğunu söyleyen sadece tek, dar bir bakış açısıdır. Beyininizi kullanıp bu bakış açısını genişletiniz, savaş dediğini 5 harfli kelimenin ne demek olduğunu daha iyi anlayınız ve ondan sonra çözüm önerisi yapınız!

Askerliğini yapmamış ve bunu marifet gibi söyleyen, televizyonda bir ülkede çıkan savaş sonrası sefaletin, ölümlerin, parçalanmış hayatların haberini tek parmağıyla değiştirip magazin programı açan, askerlik hayatında, paşa çocuğu gezdirmiş, araba yıkamış, 3 tane G3 mermisi attı diye kendini filmlerdeki gibi bir karakter, Rambo, zanneden zihniyet! size Erdal Kaplanseren‘in bir sözünü aynen iletiyorum; “Salyalar saçarak savaş çığırtkanlığı yapan, savaşları TV şovu sanan öküz insanlara sözüm şu: Ağzını hayıra, götünü bayıra aç.



Etiketler:, , ,
Bilişim, jusTme, Yazıyorum    |    0 comments    |    Mayıs 31

Valve, Half-Life 2′nin tadını damağımızda bıraktı!

Elime levye alıp dolaşmayı sevdiğim, bunuda yapan bir bilimadamı olunca daha çok daha eğlenceli bulduğum oyun Half-Life 2′ nin tadı hakikaten damağımda kaldı. Half-Life 2 Kasım 2004′ te ilk çıktığında oyunu çılgınlar gibi oynamıştım. Senaryosu ve grafik motoruyla beni içine çekmişti adeta… Sonra Haziran 2006′ da Half-Life 2: Episode One çıktı. Aman tanrım, çılgın gibi oynadım ve onuda bitirdim. Veee sonra Ekim 2007′ de serinin şimdilik son oyunu olan Half-Life 2: Episode Two çıktı ve bu oyunda hiç beklemediğim bir şekilde bitti ve bitiş şekliyle “haydi Episode 3′ ü çıksında oynalayım” dedirttirdi. Bekledim bekledim bir ses yok! Bekledim bekledim yine bir ses yok! Dayanamadım Valve Software’ e bir e-posta gönderdim. Hem de mart ayında gönderdim ve halen bir cevap gelmedi. Arkadaş, Türklük damarım tuttu “Aye, you’ll be screwed to the inside of your business!” diyecektim ki sabır dedim kendi kendime. “Portal 2 gelecekmiş, onunla oynarsın” dedim. Hayal kırıklığı içerisinde ve senaryoyu unutmamayı umarak bekliyorum…



Etiketler:, , , ,
Yazıyorum    |    0 comments    |    Mayıs 29

ÖmerFeed

Her paylaşımı tek noktadan yapmak yerine, paylaşımı daha kolaylaştıran ve daha interaktif hale getiren araçları kullanmak beni daha çok memnun ediyor. Bu sebepten dolayı yaptığım paylaşımları sadece blogumdan değil FriendFeed ve Twitter üzerinden de takip edebilirsiniz. Twittlerim blogumun ana sayfasında mevcut, FriendFeed’e ise ÖmerFeed‘ten bakabilirsiniz…



Etiketler:, , , ,
Bilişim, teachUS, Yazıyorum    |    2 comments    |    Nisan 12

1 usb porta 1′den fazla taşınabilir disk?

Bu soruyu ilk olarak kendime sorduğum zaman yeni aldığım Seagate FreeAgent Go 320GB taşınabilir diskimle ilgili sorunlar yaşıyordum. Bilgisayar kasasının ön panelinde bulunan USB portuna cihazı bağladığımda cihazdan cıklama sesleri geliyor, işletim sistemi uyarı veriyor (Delayed write failure) ve çalışmıyordu. Fakat cihazı dizüstü bilgisayarıma bağladığımda böyle bir sorun yaşamıyordum. Sorunun işletim sisteminden kaynaklandığını düşünmeye başlamıştım. Masaüstü bilgisayarda Windows XP, dizüstünde ise Windows Vista yüklüydü. Bir sürü döküman okumam ve farklı farklı kombinasyonlar denemem sonucunda sorunun USB portunun elektirik beslemesiyle ilgili olduğunu anladım. Cihazı masaüstü bilgisayarımın arka panelindeki anakart çıkışlı USB portuna bağladığımda sorun ortadan kalktı.

Bir USB portu azami 5V 0.5A verebiliyor. Bu sebepten ötürü 2 tane ve daha fazla taşınabilir diski tek bir porta takınca hiçbir sonuç alınamıyor. Bir USB çoklayıcı yardımıyla çalışmadığını deneyimleyebilirsiniz. Ben denedim ve USB portum yanmadı veya arızalanmadı, sizde birşey olmaz diye denemenize gerek yok ;).

Peki zaman içinde sayısı artan taşınabilir diskleri bilgisayara fazla port işgal etmeden nasıl bağlayabiliriz? Geçenlerde bir ürün dikkatimi çekti ve satın aldım. İşte sorumuzun cevabı: 10-Port USB 2.0 Hub with External Power Source (100~240V AC Adapter).

Ürünü DealExtreme.com adresinden sipariş ettim ve takriben 20 gün sonra elime ulaştı. Güzel bir site, ürünler ucuz ve ücretsiz kargo hizmeti var. Fakat kargo ücretsiz olunca süre biraz uzuyor. Bu ürünün güzelliği şurada; 10 tane USB 2.0 portu var ve her port harici bir güç kaynağıyla besleniyor. Bu özellik sayesinde bilgisayarınız 1 portunu işgal ederek 10 tane taşınabilir disk bağlayabilirsiniz.  Ürün şu anda sorunsuz çalışıyor ve dizüstü bilgisayarımın mevcut 3 portundan sadece 1ini işgal ediyor. Ürünü almayı palanlayan arkadaşlara birde tavsiyem var: ürünü pirize takabilmek için bir adet dönüştürücü alınız.



Etiketler:, , , , , , , , ,
jusTme, Yazıyorum    |    2 comments    |    Nisan 12

Nedir bu Taksim’in hali?

Yani Beyoğlu Belediyesi’ne söylecek söz bulamıyorum. Şu yerlerdeki parke taşları yaptıkları yeni oluyor, şimdi ne hale gelmişler! Burası Taksim, gecede gündüzde burası dolu, istediğiniz zaman yolları yasal olarak kesebiliyorsunuz ama yaz geldi daha da dolu olacak. Şunları yaparken daha dikkatli yapsanız, daha özen gösterek yapsanız ödenek cebinizde kalırdı.

Taksim bütün o kırık parkelerle dolu! Birde üzerlerine basınca, bir yarışma programındaki gibi, üzerine çamurlu su sıçratmıyor mu deli oluyorum. Muhtemelen parkeler gündeminizde değildir. Siz en iyisi lale dağıtın, şimdi onun zamanı (!).



Etiketler:,
Geziyorum, teachUS, Yazıyorum, Yiyorum    |    2 comments    |    Mart 27

İstanbul’da nereye nasıl giderim?

“İstanbul’a yeni geldim, nerde ne var?” veya “Şuraya nasıl giderim?” veyahut “Bize mekan söyle.” gibi soruları soran arkadaşlara sesleniyorum: internet diye birşey var, artık şu teknolojiyi kullanın yahu. Herkese, birilerine sormak kolaya kaçmak gibi gelsede internetten bakmak daha da kolay. Şu anda bir yere giderken kullandığım web sitelerini bu yazımda sizlerle paylaşacağım. Umarım bu yazının sonunda artık sizde çevrenizdekilere sormak yerine daha verimli sonuç veren interneti kullanmaya başlarsınız.

Nereye gideceksiniz?

Bir değişiklik yapıp yeni merkanlara gitmek isterseniz kullanabileceğiniz bir site var: Mekanist.net. Bahsettiğim bu site, internette dolaştığım süre boyunca yeni mekan bulabileceğim en güzel sitelerden biridir. Kullanıcı bazlı olduğu için sürekli yeni mekanlar ekleniyor, mevcut mekanlar değerlendiriliyor. Ayrıca merkanlardaki yemeklerin ve ortamın fotoğrafları, bazı müesseselere özel indirimler, mekanların haritadaki konumu (kullanıcı bazlı olduğundan bazı mekanların konumları yanlış olabiliyor) gibi birçok özelliğe sahiptir. Yalnız size bir tavsiyem var; eğer önem verdiğiniz birini yemeğe çıkarıcaksanız gitmeyi planladığınız yere önceden 1 kere gidip birşeyler yiyin, yemek yemeseniz bile birşeyler için, menüyü servisi inceleyin. Sizin mekana bakış açınız sitedeki kullanıcılarınkinden farklı olabilir.

Mekanist.Net

Nasıl gideceksiniz?

Çok iyi bilmediğiniz bir şehirde, çok iyi bilsende çok büyük olduğu için çok iyi bilemeyeceğin bir semte gidecekseniz, kullanabileceğin en iyi vasıta taksidir; tabi çok zenginseniz… Fakat elimizde İETT gibi ucuz ulaşım sunan bir kurum var. Yalnız iş hangi otobüslere binmeniz gerektiğini ararken biraz zorlaşıyor. İETT merkez duraklarındaki hareket amirleriyle vakit kaybetmek istemiyorsanız İETT’ye ait olan Oraya Nasıl Giderim? servisini kullanabilirsiniz. Hangi duraktan bineceğinizi ve hangi durakta ineceğinizi yazın size ulaşım alternatiflerini sunsun.

Oraya Nasıl Giderim?

Fakat otobüsle gidemiyeceğim bir yer?

Eğer aradığınız mekan, bina, kurum vs. taksiye binmeyi gerektiriyorsa veya yürümeniz gerekiyorsa istanbulu sokak sokak, bina bina gösteren servislerde mevcut! Bu servisler ise şunlar;

- “Let’s describe the whole world!” sloganıyla amacını açıkça belirten Wikimapia. Bu servisle tesadüfen internette karşılaştım ve çok hoşuma gitti. Altyapı olarak Google Map’i kullanan bu sisteme içerik kullanıcı bazlı olarak girilebiliyor. Şu anda İstanbul’u mahalle mahalle gösteren bir çalışma yapılmış. Ayrıca Google Map’ten bakıp “Bu bina o bina mı?” dediğiniz sorulara yanıt verebilecek bir servis. Bunlara ilave olarak istediğiniz taktirde sizde üye olup bildiğiniz binaları işaretleyip bu güzel projeye katkıda bulunabiliyorsunuz.

WikiMapia

- İstanbul’u sokak veya mahalle isimleriyle aratabileceğiniz bir serviste İstanbul Harita. Önceleri, sokak veya mahalle isimlerini bu sistemde aratır sonrada Google Map’te gerçek uydu görüntüleriyle karşılaştırır ve gideceğim yer konusunda daha emin olurdum. Yani sizde illa böyle yapacaksınız diye bir kaide yok fakat kullanılabilir, güzel bir servis.

- Veeee, bütün servislerin anası: Google Maps (Google Haritalar’da diyebiliriz). Google’da arama yaptığınızda hakkında övgüyle dolu bir sürü site bulabileceğiniz bir servis olan Google Map’te dünyamızın gerçek uydu görüntüleri ve daha fazlasını bulabilirsiniz.

Google Maps

Umarım bu yazıyı okuduktan sonra İstanbul’da daha kolay ve daha özgüvenli bir şekilde dolaşabilir, merak ettiğiniz veya aradığınız mekanları daha kolay bulabilirsiniz.



Etiketler:, , , , , , , , , , , ,
jusTme, Yazıyorum, Yiyorum    |    2 comments    |    Mart 14

Pepino mu? O da nedir?

Ben küçükken bizim için en egzotik meyve muzdu, kiviydi. Sonra ananas ve hindistan cevizi çıktı piyasaya. Daha sonra onları mango, avakado izledi. Yani benim takip ettiklerim bunlardı. Dün ise markette yeni bir tropik meyve ile tanıştım: Pepino.

Elime alıp baktım, yuvarladım, kokladım ve sonra pepino yemedi demesinler diye bir tane aldım.

Bir baktım herkes fadalıymış, yararlıymış demeye başladı. Şimdi gelelim yapabildiğim tanımına; kestiğinde bal kabağı gibi kokan, çekirdekleri patlıcanınkilere benzeyen, yenmesi kavun gibi tadı ise hiçbirşeye benzemeyen bir meyvedir.

Pepinoda yedik ya artık sırada hangi meyve var bakacağız…



Etiketler:, ,
Bilişim, Yazıyorum    |    2 comments    |    Mart 14

Pi Gününüz (π) Kutlu Olsun

Şu Google olmasa tarihte önemli yerleri olan hadiseleri veya gerçekten dikkat çekilmesi gereken konuları farkedemeyebilirdik. Fakat Google’ın farkettirme biçimi görsele dayalı ve gayet hoş. Şu anda yer alan logoyu o kadar çok sevdimki yazamadan edemeyeceğim.

Ülkemizde ilk kez 2007 yılında kutlanan Pi günü, herkesce bilinen Pi sayısı için oluşturulan bir gündür. Her sene 14 Mart’ta kutlanıyor. Neden 14 Mart derseniz pi sayısını sayısal olarak yazarak cevabı bulabilirsiniz. (3.1415926535898732)

Pi Günü’nüz kutlu olsun…



Etiketler:, ,